// James Sham Röportajı

Kategori: Güncel Sanat/Görsel Kültür

Empire Grill Project, James Sham tarafından düzenlenen bir sanatçı projesi. Bu iş kapsamında sanatçı Maine’deki Skowhegan kasabasındaki Empire Grill Diner’da her gün bir müşteriye bedava bir ‘muffin’ verebilmek amacıyla bir bağış fonu başlattı. Empire Grill Diner, aslen Empire Falls adında, içinde Ed Harrison’ın oynadığı, ve konusunu Richard Russo’nun aynı adlı Pulitzer ödüllü hikayesinden alan filmin seti olarak kuruldu. Skowhegan, aynı zamanda her yaz büyük bir sanatçı misafir programına ev sahipliği yapıyor.

1982 Victoria, Kanada doğumlu sanatçı James Sham, 2007′de Virginia Commonwealth Üniversitesi’nde heykel üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladı. Bu sene Teksas-Houston’daki Güzel Sanatlar Müzesi’nin misafir sanatçı programına katılıyor.

Z: Öncelikle bu projenin arkasındaki fikirlerle başlayalım. Daha önceki bir röportajında okuduğuma göre, Skowhegan’da karşılaştığın ‘diner’da kurguyla gerçek arasındaki ayrımın güçlüğünden etkilendin. Bir yandan kasabanın film seti olarak kullanıldıktan sonra ün kazanması, diğer yandan da kasabanın her yaz önemli bir sanat merkezi haline gelmesi, yerel halkın gündelik hayatına farklı şekillerde müdahele ediyor. Bu müdaheleler bağlamında kendi projeni nasıl değerlendiriyorsun? Muffin projesi bu farklı müdahelelerin farklılıklarını bulandırmak mı istiyor? Yoksa projenin üçüncü bir tarih yarattığını söylemek daha mı doğru olur?

J: Muffin projesinin amacı kesinlikle bu müdahelelerin kesişimini vurgulamak. Ancak, tarihler arasındaki bu çizgilerin yapay olduğunu düşünmüyorum. Belki de alışagelmemiş olarak tanımlayabiliriz bu çizgileri. Muffin yalnızca üçüncü bir tarih eklemekle ya da çizgileri bulanıklaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda bu kesişimlerin uzatılacağı, ve sürmeye devam edeceği bir sahne yaratıyor. Muffin, geçmişten gelen özel bir hikayeyi anıtlaştırıyor. Aynı zamanda da bu hikayenin sözel tarihine katkıda bulunuyor. Bu sözel tarih sürecinde gerçekle kurgu arasındaki ikililik yalanlanmış oluyor.

Z: Bu süreç içinde kullandığın araçlardan bahsedelim. Bu hikayeleri toplamak için bir bağış fonu yarattın. Bu noktada, ekonomik bir araç yaratman ve alternatif bir ekonomi üretiyor olman müşteriler arasındaki etkileşimleri ne şekilde değiştirdi?

J: Ücretsiz muffin dağıtmanın ne kadar çok yolu varsa, muffin dağıtmamanın da bir o kadar yolu var. Sosyal sınırları aşmak mümkün. Bu sınırların içinde kalmak da o kadar olası. Bağış fonu toplumsal bir işbirliği yaratmanın resmi bir yolu. Tabii ki bu kadar resmi olmasının bir sebebi var. Muffin gibi küçük ve pahalı olmayan bir ürün için bir bağış fonu yaratmanın verdiği saçmalık hissi insanların zırhlarını indirmesine neden oluyor. Belli bir gelir sınıfı icin düşünülmüş bir yapıyı alıp başka bir gelir sınıfına uyguladığımızda değişen kurallar ile ilgileniyorum ben. Bu bağlamda projeyi bir durum incelemesi olarak değerlendirebiliriz. Böylece müşterilerin hangi alternatif etkileşimlere girdiğini inceleyebiliriz. Alternatif bir ekonomik model, alternatif bir sosyal model olarak sonuçlanıyor. Aslında ekonomik bir modelle sosyal bir model arasında çok büyük bir fark olduğunu söyleyemeyiz. Birbirleriyle yakından bağlantılılar, ve bu bağ değerin biçilmesinden değişim oranının belirlenmesine kadar uzanıyor. Şu noktanın altını çizmek istiyorum: Bu işte kullanılan ekonomik araçlar yalnızca projenin altyapısını hazırlamakla kalmadı. Bu araçlar aynı zamanda sosyo-ekonomik bir şebekenin kurulmasına ve devam etmesine yol açtı.

Z: Günümüzdeki kapitalist düzen içinde alternatif ekonomilerin yeniden dağıtıcı bir rol oynayabileceğine inanıyorsun. Fakat hediye ekonomisi, her zaman verilenin karşılığının olacağını söyler. Bu bağlamda projeyi nasıl görüyorsun? İçinde işlediği hediye ekonomisinin kapsamına gireceğinden korkuyor musun? Bu konuyla ilgili herhangi bir önlem alman gerekti mi?

J: Kurulan alternatif ekonomilerin sistemin içinde yeniden-dağıtıcı bir rol üstlenebileceğine inanıyorum. Fakat projenin amacının bu olduğunu söyleyemeyeceğim. Bu durumdaki yeniden dağıtımcılık oldukça rastgele, ve herhangi bir garantisi olmayan bir sistem. Fona yardım etmiş olan kişilerin verdiği paralar yerel halka iyi niyetle dağıtılıyor diyebiliriz. Bu noktada Empire Grill’in muffinleri ikram etmesi de yeniden dağıtımcı bir düzen oluşturuyor. Bu düzen çok anlamlı ya da çok önemsiz bir eylem olarak nitelendirilebilir. Çoğu zaman muffinin ikramı bir ödev gibi algılanabilir. Bazı günler ise muffin rüşvet işlevi görebilir. Sembolik olarak, iyi niyetin yalnızca statik bir değeri var gibi görünür; aslında işin içinde kaç kişi varsa bu eylemin o kadar değişik permütasyonu oluyor. İyi niyetlilikten bu kadar bahsetmemin nedeni, bu hareketin bir test olarak kullanılacağına inanmam. Herhangi bir davranış tarzı, kendisi gibilerini beraberinde getirir mi getirmez mi? Bu inanç, hediye ekonomisinin temelinde yatıyor: Sisteme ne koyarsan geriye onu alırsın. Bu bir nesne ya da servis olabilir. Mesela, ben muffin’in art niyetle kullanılabileceği birçok yolu açık bıraktım-kayırmacılık, içerden öğrenenin ticareti, veya pazarlama aracı olarak kullanılması, vb. Bu konuda herhangi bir önlem almadım, çünkü zaten benim test etmek istediğim sistem bu idi.

Z: Bu projeye hazırlanırken ekonomik, sosyal ve sanatsal boyutta ne gibi araştırmalarda bulundun?

J: Bahsettiğin üç kategoriden özellikle ikisi üzerine yoğunlaştım. İlki projenin ekonomik boyutu. Araştırmamda gelişen ülkelerdeki mikro kredi kullanımı üzerine yoğunlaştım. Bangladeşli Muhammed Yunus’un bu konudaki araştırmaları özellikle ilgimi çekti. Mikro kredi kullanılmasındaki en temel nedenlerden birinin büyük çaplı bir değişiklik arayan bir topluluğu teşvik etmek olduğunu düşünüyorum. Muffin bağış fonu bu açıdan başarılı değil, çünkü tek bir muffin’in kullanım değeri çok düşük. Daha ziyade, muffin’in ne şekilde verilmiş olması daha büyük bir önem taşıyor. Bu jestin belirli bir ekonomiye ön ayak oluşunun altını çizmek gerekiyor. Küçük mikro kredi sistemlerinin dışında, büyük bağış fonlarını da incelemem gerekti. Bu düzenin içindeki kalıcılık özellikle ilgimi çekiyor. Skowhegan gibi bir kasabada zor yaşam şartlarından dolayı ticari dükkanlar her gün el değiştiriyor, bu da kalıcılık fikriyle zıtlık yaratıyor. Muffin projesinin kalıcılığı ise üzerine kurulu olduğu mali gerçeklerin dengesine bakıyor. Pazar ekonomisi çöktüğü durumda (ki şu anda bu gerçekle yüzyüzeyiz), fonun kurul üyeleri tarafından yeniden değerlendirilmesi gerekecek. Her ne kadar tersi düşünülse de, fon uzun vadede kalıcı değil; ama böyle bir imaj taşıyor.

İkinci noktaya gelince, sosyal olarak yaptığım hazırlıklar, yerel kişilerle yaptığım sözel görüşmelerden oluşuyor. Çevredeki bütün tarihi bilgileri ve değer sistemlerini kasabadaki her kesimden değişik kişiyle sohbet edip zaman geçirme yoluyla toplamaya çalıştım. Projenin bazında güven duygusu var, ve bunu oluşturabilmek için insanlarla teke tek çok uzun zaman geçirmek gerekiyor. Bu küçük kasabaları seviyorum çünkü sorumluluk duygusu insancıl bir yaklaşıma yol açıyor. Büyük şehirlerde ise genelde finansal hukukun yozluklarına karşı kurulan kişisel zırhlarla karşılaşıyoruz. En önemli fark, birinde sorumluluğun güven, diğerinde ise güvensizlik üzerine kurulmuş olması.

Z: Son sorum projenin süreci ve bu sürecin belgelenmesiyle ilgili. Diner’da olan etkileşimleri gözlemleme imkanın oldu mu? Olduysa, senin baştan aklında olan niyetlerle örtüşüyor mu?

J: Muffin bağış fonunun sürecini diner’la yakın ilişkim aracılığıyla sıkı takip ediyorum. Bu konuda gelişen haberleri bana aktarılmasının sözel bir anlatımdan geçmesini projenin amacına yakın buldum. Bu etkileşimlerin sözel olarak yaşamasının, paylaşılanların “sanat-numunesi” şekline gösterilmesinden daha önemli olduğunu düşünüyorum. Bu iş, içinde bulunduğu yerel halka çok daha fazla hitap ediyor, bu yüzden daha büyük bir sanat çerçevesine alırsam, işin baştaki amacına ihanet edermişim gibi düşünüyorum. Bu bağlamda, belgelenme kanalları genelde yerel gazeteler ve yerel kültürsel kuruluşlar oldu. Başta aklımda olan niyetlere gelince, ortaya ne tip etkileşimler çıkacağıyla ilgili herhangi bir hedefim olmadığı için gelişmeler beni şaşırtmadı. Bu projeyi belirli bir varsayımın test edildiği bir öneri olarak görüyorum.

Tartışma Alanı

“James Sham Röportajı” için 0 Yorum yazılmış.



Bir Yorum Yazın



Fotoğraf Projeleri

Icon for Post #8

Icon for Post #8

Icon for Post #8

E-mail Bültenimize Üye Olun

Email