Levent Kopuz’un fotoğraflarını tamamen görsel olarak okuyarak, geometrinin sınırlarının zorlandığı, kurgulanmış kareler olarak görmek mümkün. Öte yandan, çoğu Avrupa’nın bilinen mimari ya da tarihi noktalarında çekilen fotoğraflar, oraya ait olmayan, turist olarak da tanımlanabilecek birine ait olmalarına rağmen, izleyicide birbirine benzer hisler uyandırıyor. Fotoğrafçının amacı sanki belgelemenin ötesinde belli bir insani anı iletmek, düşündüğünü gördüğüne yansıtarak bizi de o ana taşımak. Levent’in negatif mekanı kullanımı görsel araç olarak bir bütünlük sağlasa da, bu fotoğrafların ne olmadığını düşününce fotoğrafçının yaptığı seçimler daha da önemli hale geliyor. Karelerde kaybolmak üzere olan insanlar asla fotoğrafın süjesi gibi gözükmeseler de, izleyicinin kendi yansımasını fotoğrafta bulmasını sağlıyor. O anlık varlıklar, insanların olmadığı fotoğraflarda da var. Burdaydım’ı bize göstererek fotoğrafla bağ kurmamızı sağlayan, rahatsız etmekle birlikte tanıdık bir his yaratan Levent’in çalışmasına bakarken aklımda Van Gogh’un yalnız yürüyen adam çizimleri vardı. Çizimler genelde Van Gogh’un kendisi olduğu düşünülürken, Levent’in süjeleri hiç tanımadığı ve tanımayacağı insanlar ve bu da bu fotoğrafları daha da ilgi çekici bir otoportreye dönüştürüyor.- Merve Ünsal
Galeriyi görmek için fotoğrafa tıklayın.
To see the gallery click on the image.
1986 yılı İstanbul doğumlu olan Levent Kopuz, 2005 yılından bu yana ticari fotoğrafçılık yapmaktadır. Aynı zamanda kendi sanat ve kaygı anlayışı çerçevesinde de fotoğraflar ortaya koymakta olup “daha az olan daha çoktur” anlayışını benimsemektedir. Bu anlayış ile beraber bir ütopya olgusunu da içinde barındıran ilk fotoğrafları mimari fotoğrafçılık başlığı altında olmuştur. Bütün bunların yanı sıra da 2005 yılında başladığı lisans eğitimine Sakarya Üniversitesi-Jeofizik Mühendisliği’nde devam etmektedir.
Kişisel web sitesi için http://www.leventkopuz.com/

Temalı fotoğraf çalışmaları her zaman ilgimi çekmiştir. Güzel eserler bunlar.
Selamlar.
insanı heykelleştirip, mekanın perspektifini bozup yakalanan yapay bakış açıları, çok kısıtlı bir açıdan dünyayı izlediğimizin kanıtı….
hareketlerin tamamını yakalayacak hassaslıkta olsaydı eğer gözlerimiz…. .. göz yanılsamalarının yerine gerçeğin inanılmaz işleyişinin ayrıntısı işlenseydi hafızaya..
photoshop filtreli gözlükler yada fotograf makınesı lenslerınden gozluklerın devri yakındır dıye düşünüyorum
fotoğraflardaki kış, yalnız insan ve taşın soğukluğu eklendiğinde bu yaz gününde bakınca keyif veren kompozisyonlardı.
insanlar bazen gözleri ile yaşarlar sadece,fakat Batı’da bu yaşayış alışılagelmişin dışındadır..
her bir açıdan bir dünya yaratmak daha doğru olurdu belki,her bir yılda bir dünya..fazla değil..
bütün hareketleri yakalamak,hissediş de bir yakalamak değil midir..