
Vladimir Nabokov tarafından 1955 tarihinde yazılan Lolita adlı roman, Stanley Kubrick tarafından 1962 yılında sinemaya uyarlandı. Nabokov, filmin senaryosunu yazmış gibi gösterilse de, kitabı okuduktan sonra filmi izleyenlerin fark edebileceği gibi, Kubrick’in kurgusu ve anlatımı, Nabokov’un vizyonundan çok farklıdır. Nabokov’a yazdığı senaryoyu Kubrick’in ne kadar değiştirdiği sorulduğunda genelde Kubrick’in çalışma yöntemine saygı duyduğunu belirten ifadeler kullansa da, bir röportajında filmle ilgili beklentilerinin yüksek olmadığını belirtmiştir. 1997’de Adrian Lyne’in yönetmenliğini yaptığı Lolita, Nabokov’un romanına daha sadık gibi gözükmesine rağmen Kubrick’in filmi izleyiciler tarafından daha fazla sevilmiş ve kabul görmüştür. Bunda Kubrick’in sansürlenmemek için göstermek istediklerini çeşitli şekillerde gizleyerek ya da olanları ima etmesinin etkisi olabilir. Özellikle 47 sene evvel bu filmin büyük bir gişe başarısı kazanması, Kubrick’in izleyicinin istediğini verebildiğinin işaretidir. Öte yandan, iki uyarlamanın da farklı nedenlerden dolayı başarısız görülmesi belki de Nabokov’un romanının edebi bir metin olarak 20. yüzyılın en önemli başyapıtlarından biri olduğunun kanıtıdır.
Kitabını okumadım; fakat Lolita, Kubrick’in en sevdiğim filmleri arasındadır. O kitabı o tarihte uyarlayıp film yapmak ile 1997′de uyarlamak arasında dağlar kadar fark var. O yüzden Stanley Kubrick, her ne kadar kitaba çok bağlı kalmasa da (ki her zaman bunu yapıyor) yine yapacağını yapmıştır ve filmi sinema dünyasında sansasyona yol açmıştır. Peter Sellers’ın filmdeki kullanımı mükemmel. O meşhur sahne unutulmaz muhakkak.
- Are you Quilty?
- No I am Spartacus.