




















Eğer bir portre ile konuşabilseydiniz, ne derdiniz? O size ne anlatırdı? Dünyadaki en son kirliliğin dedikodusunu yapıp Twitter’ın hızına fark mı atmaya çalışırdınız? Yoksa uzun uzun politikadan bahseder, memleketin durumundan mı şikayet ederdiniz? Ya da karşılıklı oturup (günümüzün hızlıdan da hızlı çevresinde giderek yerini ve değerini kaybeden bir aktivite olsa da) birbirinize mi bakardınız? Portrelerin nasil konuştukları Selda Başkaya’nın calışmalarının kaynağı. Moda fotoğrafçılığı ile tanınan Başkaya’nın çalışmaları fotoğrafçılık ve resim akrabalığının işlevini büyük bir ustalıkla dokuyor. Başkaya’nın çalışmalarında kareler çerçevelenmiş ve doldurulmuş, böylece fotoğrafçı, özne ve gözlemci arasında iletişim başlıyor.
Parmak deklanşöre bastığı anda imgeler –donsalar- da Başkaya’nın çalışmaları hep devinim ve etkinlikle ilgili. Yakın çekimler, parçalara bölünmüş kareler ve ¾ açılar repertuvarın bir parçası ve diyaloğu tetikliyorlar. Başkaya renkleri siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki gibi, özne ve çevresi arasinda karşıtlık yaratmak amacıyla kullanıyor. Pozlar model, malzeme, kesim ve giysiler arasindaki ilişkiden yaratılıyor. Karşıtlıklar hem saydam hem opak. Başkaya’nın mavileri görüntüye katılık verirken, sarıları genellikle geçmişteki anıları hatırlatıyor. Bu iletişim düş mü gerçek mi, yoksa ikisi de mi? Bu soru sorulurken ortaya çıkan sallantılı miş-li geçmiş zamanlar ve cümle parçaları, paragraflar, başlıklar ve noktalama işaretlerinden oluşan bir imgeler dizisi oluşturmaya yarıyor. Canlandırılan şey özgün ve elle tutulabilir ve zaman ve durum içinde bir yörüngeyi açığa çıkarıyor. Hareket ve pozisyonun içindeki renklerle gövdeleşen bir tutum degişimi. -Emily Phillips
Selda Başkaya: Speaking of Portraits …
If you were to have a conversation with a portrait, what would you say? What would it say? Would you gossip, trading the latest global dirt, seeking to beat out even the speed of Twitter? Would you have long political discussions, bemoaning current states of State, or would you just sit, and gaze, (an activity quickly losing ground and value in our faster-than-fast-can-do environments). How do portraits speak is a theme which engages the work of Selda Baskaya. Known for her fashion photography, Baskaya’s work weaves quite deftly into the discourse in the familial between painting and photography. Frames are framed and filled in Baskaya’s work, and the visual conversation between photographer, subject and viewer begins.
Although “frozen” in the sense of once the finger presses the button, the image is captured, Baskaya’s works are all about movement and action. Close-ups, split-frames and ¾ views are part of the repertoire, and act as catalysts of dialogue. Baskaya uses color much in the same way that black and white photography is used – to create contrast between subject and environment. Poses are created out of the relationship between model and material, cut and form of the clothes. Contrasts which are both clear and opaque simultaneously. Her blues provide a hardness to the image, while her yellows often recall past memories. Are these conversations dreams or reality, or both? What emerges, in asking the question, are dangling participles and sentence fragments, which serve to create whole streams of images which reveal paragraphs, titles and punctuation marks. What is represented is both original and tangible, and reveal a trajectory through time and circumstance. An exchange of attitudes and embodied color through movement and position. -Emily Phillips
Çeviri/Translation: Zeynep İşgüder Hein
Tartışma Alanı
“Selda Başkaya: Portre Demişken …” için 0 Yorum yazılmış.