Skin 2003 yılında Roma’da 2. Tatoo Convention of Rome sırasında oluştu. Amaç, dövmenin sadece erkeklere özgü değil, kadınların da benimsedikleri bir ifade biçimi olduğunu göstermekti. Yaklaşık on kadın siyah bir fon eşliğinde bana poz verdi. Siyah fonda çekmemin sebebi, siyahın her şeyi içine çekerken, zamanı ve mekanı belirsiz hale getirme özelliğine sahip olması idi. Bazen doğal halleriyle, bazen poz verdirterek ortaya koymaya çalıştım onları ve dövmelerini. Bu ikisini ayırıyorum; bence dövme bir kimlik. Gizli bir kimlik. İkinci bir kimlik. Görünenin ardındakine ait bir ifade biçimi…
Sanatçı SKIN’in amacını ‘dövmenin kadınların da benimsediği bir ifade biçimi olduğunu göstermek’ olarak ifade etse de, bu fotoğrafların belge olmanın ötesinde şiirsel bir görselliğe sahip oldukları tartışılmaz bir gerçek. Siyah-beyaz fotoğrafın stüdyo ortamında yarattığı çarpıcılık, kullanılan bu görsel aracın nostaljik çağrışımlarını güncel olarak görülebilecek dövmeli vücutlarla birleştirerek bir tezat oluşturuyor. Fotoğrafçı, önündeki vücutları objeleştiriyor ama asla sujelerine olan saygısını, vücutların bireyselliğini yitirmiyor. Bu fotoğraflar Mapplethorpe’un stüdyo fotoğraflarını andırırken sanki daha kadınsı bir hassasiyete sahipler, hem objeyle ilişki, hem de konturları yumuşatan ışıklandırma yüzünden. Sanat tarihinin en sevdiği konu olan kadın vücudu, yine merkezde ama bu sefer kendinin nasıl görülmesi gerektiğine, vücudunu adeta tual olarak kullanarak karar veriyor. Alemdar’ın kadınları, erkeğin bakışları altındaki cinsel obje değil, kadın tarafından kadınlığı ve bireyselliği öne çıkarılan süjeler. – Merve Ünsal
Although the artist claims that the purpose of SKIN was to “show tattooing as a means by which women express themselves”, it is impossible to ignore the lyrical formality of these images that go beyond mere records. The black-white photograph in a studio environment has a striking visual quality that when combined with the nostalgic connotations of this tool create a certain duality, a contradiction. The photographer objectifies the tattooed bodies in front of her, but she never loses a sense of the individuality of these bodies and her respect for them. Even though these images are reminiscent of the Mapplethorpe studio images, they possess a more feminine sensibility through the relationship with the object as well as the softer lighting used. Art history’s favorite subject, female body, is at the center, but this time around, she determines how she is going to be seen by using herself almost as a canvas. Alemdar’s women are not the objects of the male gaze; they are the subjects whose individuality and femininity are brought to the fore by another woman. - Merve Ünsal
Galeriyi görmek için fotoğrafa tıklayın.
To see the gallery click on the image.
Selin Alemdar 1979 yılında İstanbul’da doğdu. Lise yıllarında fotoğraf ve sinemaya merak sardı.1998 yılında İtalyan Lisesi’ni bitirdikten sonra Roma’da üç yıl fotoğraf eğitimi aldı. Şu an Milano’da moda fotoğrafçılığı yapıyor.
Sanatçının websitesi için buraya tıklayın.

Projenizi çok beğendim..
Hem fikir altyapısı, hem de estetik olarak çok etkileyici..çok cesur..
Tebrik ederim, güzel işlerinizin devamını dilerim..
Tek kelimeyle harika…tin ve ten’in birbirine hayli yakınsadığı bir proje…