// Sevim Sancaktar: Yaşatan Ölüm Tehlikesi

Kategori: *Fotoğraf Projeleri

ss1

ss2

ss3

ss4

ss6

ss7

ss8

ss9

ss10

ss11

ss12

ss13

ss14

ss15

Duvar resmi Türkiye’de çok yaygın değil. Kamu destekli bazıları olsa da, bireysel ifade söz konusu olduğunda, “buraya işeyen eşşektir” tarzı hüsnükuruntular veya çeşitli ideolojik sloganlar dışında pek icraat yok. Bu sloganlar ise belli gruplarla özdeş tutulduğundan sokaktaki adam tarafından pek ciddiye alınmıyor. Halbuki, İngiltere’de politik içerikli graffiti sanatını üst düzeyde icra eden Banksy’ye veya Frida Kahlo’nun kocası ünlü Meksikalı duvar ressamı Diego Rivera’ya baktığımızda yaptıkları duvar sanatının hayli etkili olduğunu görüyoruz.

Politik içerikli olmasa da benzer bir toplumsal etkinin Sevim Sancaktar’ın bu serisine konu olan trafo resimlerinde olduğunu düşünüyorum. Sevim bu seriye başlamadan önce “oturduğum evin yanındaki elektrik trafosunun boyanmış olduğu ilk dikkatimi çektiğinde ‘ne güzel çizilmiş’ diye hissetmiştim” diyor. Kendi içlerinde farklı öyküler anlatan resimler 78 adet trafoya uygulanmış ve farklı semtlere dağılmışlar. Gelir seviyesi farklı olan mahallelerde görece denk uygulamaların yapılması da projenin eşitlikçi bir yanı olması açısından olumlu. Resmedilen haller, manzaralar, dönemler ve yerler farklı zaman dilimlerine, farklı öykünmelere, farklı iç geçirişlere eşik oluşturuyor.

Serinin başlığı olan “Ölüm Tehlikesi” kavramının ne kadar kasvetli olduğunu anlatmaya gerek yok. Sevim’in bu çalışmasını farklı zaman ve vesilelerle 3-4 kere görme ve gelişimini izleme şansım oldu; bunların hiç birinde “ölüm” kelimesinin yol açacağı bir iç sıkıntısı oluşmadı. Bunun nedeni Sevim’in fotografları ve içerdikleri duvar resimlerindeki katma iyi niyet olsa gerek. Üzerleri boyanmasa belki de hiç dikkat çekmeyecek trafolar, “naif” cazibeleri ile kendilerine yaklaştırırken bir yandan da “ölüm tehlikesi” uyarısı ile talipleri ile arasına bir mesafe koyuyorlar. Bu ironik ve çelişkili ilişki, trafonun dağıtmakla yükümlü olduğu enerji mefhumuna da işaret ediyor.

Becher’lerin başını çektiği “tipoloji” tarzı doğrultusunda, konusunu estetik ve teknik açıdan gayet başarılı ele alan projede, sert gölge-ışık kontrastından kaçınılmış ve düşey / yatay çizgiler kadrajın kenarlarına paralel tutulmuş. Bu sayede, hayli farklı hikayeler anlatan, bir-ikisi Edward Hopper resmini anımsatan görselliğin aktarımında biçimsel bir istikrar sağlanmış ve münferit hikayeler İstanbul’un karmaşık yapısına denk gelir bir genel çerçeve oluşturmuşlar. Değişik ellerden çıktığı belli olan bu çoğulcu resimleme eylemini fotografik bir yüzeye çevirirken, fotografçı, bu resimlerin zeminle yani fiziki bağlamları olan ilişkisini de kaydederek çok doğru bir karar vermiş. Bir temsil aracı olan fotografın diğer bir temsil vasıtası olan resmin üzerinden ilerlemesi, yani çifte temsilin devreye girmesi, “gerçek” denilen kurgudan uzaklaşılmasına yol açıyor gibi durabilir. Fakat zeminin dahil edilmesi ile; bazan zemini resmin devamı, veya resmi zeminin dekoru, bazan da zemin ile resmi iki ayrı evren olarak algılamak ve bu ilişki farkları üzerinden “gerçek” hakkında daha çok söylem üretmek olası hale gelebiliyor. Sevim’in hem içerik seçerken hem de fotograflarken elde ettiği özgün sonucun başka benzer projelere ilham kaynağı oluşturması dileği ile…

Murat Germen

Sanatçı / akademisyen, Sabancı Üniversitesi

Bu yazı, İz dergisinde yayınlanmıştır ve yazarın izni ile kullanılmaktadır.

Tartışma Alanı

“Sevim Sancaktar: Yaşatan Ölüm Tehlikesi” için 1 Yorum yazılmış.


  1. Gelecegin ustalarindan!!!!!

    Posted by Tony Ventura | Mart 9, 2010, 06:01

Bir Yorum Yazın



Fotoğraf Projeleri

Icon for Post #7259

Icon for Post #7259

Icon for Post #7259

E-mail Bültenimize Üye Olun

Email