Andy Warhol, Vegetarian Vegetable from Campbell’s Soup II, 1969. Metropolitan Müzesi’ne (New York) ait olan bu resim, belki de Warhol’un Pop Sanat çalışmaları arasında en çok bilinen Campbell çorba tenekelerinin tek başına temsil edildiği örneklerdendir. Warhol, Campbell çorbalarını hergün içtiğini ve bu çorba markasının çalışan Amerikalı insanlar arasında adeta evrensel bir bağ kurduğunu söylemiştir. Soyut [...]
Andy Warhol, Self-Portrait, 1986. Metropolitan Müzesi’ne ait olan bu otoportrede Warhol’un yüzü korkunç bir maskeye benzer; sanki bu yüz, bir vücuda bağlı değildir ve kendi başına, bir boşlukta var olmaktadır. Sanatçının ölümünden birkaç ay öncesine ait olan bu resimde kullanılan kamuflaj deseni, otoportrenin farklı versiyonlarında farklı renklerdedir. Kamuflaj renklerinin tanıdığımız halinin hakim olduğu bu resmin [...]
Andy Warhol, Outdoor Bench, 1976-86. Bu reprodüksiyonda belli olmasa da gördüğümüz yüzey birbirinden ayrı dört fotoğrafın kalın bir iplikle birbirine dikilmesiyle oluşturulmuştur. Warhol, yaptıklarının her zaman fabrikada üretilen ürünlere benzemesini istemiştir ve bu yüzden dikiş gibi elle yapılan bir işlemi kullanması dikkat çekicidir. Öte yandan, siyah-beyaz fotoğraf gibi değer verilen bir objeyi iğne iplik kullanarak [...]
Andy Warhol, Thirteen Most Wanted Men, 1964. Warhol her türlü ‘ün’e ilgi duyuyordu. Warhol, 1964′te New York’taki Dünya Fuarı için gerçekleştirdiği bu çalışmada Amerika’nın en ‘ünlü’ 13 suçlusunun resmini kullandı. Dönemin New York Valisi Nelson Rockefeller, hükümet temsilcisi Robert Moses ve mimar Philip Johnson, Warhol’un bu resmi bir şekilde kapatmasını istediler. Warhol da beklendiği gibi [...]
Andy Warhol, Lavender Disaster, 1963. Bu küçük reprodüksiyonda belli olmasa da bu resimde Warhol’un tekrarladığı obje, bir elektrikli sandalye. Siyasi konulara tamamen insani (apolitik olarak da tanımlanabilecek) hislerle yaklaşan Warhol, Amerika’daki toplumsal sorunları anlamakta zorluk çekiyordu. Temsil ettiği gerçeklikle fotoğraf arasındaki bağı koparan Warhol’un, Lavender Disaster gibi resimlerde ‘doğru olanı anlatmak’ ile ilgilendiği ve resimlerinin [...]
Andy Warhol, Marilyn Diptych, 1962. Warhol’un resimlerinde sıkça işlediği bir süje ünlü kadınlardı. Jacquelyn Onassis, Marilyn Monroe, Elizabeth Taylor gibi ikonlaşmış ünlülerin fotoğraflarını tekrarlayan sanatçı, bu kadınları daha da ikonlaştırıyordu. Bu ‘ikon’ statüsünün, Monroe gibi ünlüleri insanlıktan çıkarıp toplum gözünde daha da objeleştirdiği de düşünülebilir. Sanat tarihçisi Thomas Crow, bu resimlerle dün yayınladığımız görsel günlükteki [...]
Andy Warhol, White Burning Car III, 1963. Warhol’un en üretken olduğu 1962-1968 dönemine ait olan bu resim, sanatçının ”Death in America” serisinden. Warhol, gazetelerde basılamayacak kadar korkunç fotoğrafları tekrarlayarak yeniden üreterek, bir anlamda görsel dünyamıza tekrar sokuyor. Hal Foster, bu seriden yola çıkarak Warhol’un dünyasının resimlerden ibaret olduğunu, gerçek dünyayla resimlerin arasındaki ilişkinin kırıldığını söylüyor. [...]
Andy Warhol, ‘kaçınılmaz bir ün’e sahip olan kültürel bir simgeyle 20. yüzyılın ‘ciddi’ sanatçısının bir arada varolabileceğinin kanıtıdır. 23 yıl boyunca Andy Warhol’un temsilciliğini yapan Leo Castelli, Warhol’un ölümü üzerine sanatçının sanat dünyası için önemini şöyle ifade etmiştir: ‘Kendi kuşağının sanatçıları arasında, Warhol hala genç sanatçıları en çok etkileyendir; gerçek bir guru olduğunu düşünüyorum.’
Yves Klein, 1960 yılında kendiyle özleştirilen mavi rengini kullanarak ilk ‘happening’e imza atmıştır. Ellerinde çivit mavisi boya kutularıyla sahneye çıkan çıplak kadınlar önce kendilerini boyamış, sonra yerleri ve duvarları kaplayan kağıtlara yaslanıp sürünerek sanat eserleri yaratmışlardır. Sanatçı, (Warhol örneğinde de görüldüğü gibi) artık sanatını kendi icra etmek zorunda bile değildir; sanatın oluşumuna uygun koşulları hazırlayan [...]
Pop art akımının öncüsü Andy Warhol, bir firmanın ‘aura’sını satın almak istediğini söyler. Herhangi somut bir eserini değil de, sanatçı olarak elle tutulan bir şey olmayan aurasını. Auranın nasıl bu kadar para getirebildiğini, auranın ne olduğunu anlamaya çalışır. Sonunda aurayı “sadece dışarıdan görülebilen ve karşınızdaki insan ağzını açana kadar süren bir özellik” şeklinde tanımlamıştır. – Melis [...]
Son Yorumlar