GÖRÜN // SERGİ // İSTANBUL // Tophane’de konumlanan ve güncel sanatı destekleyen galerilerden Daire Sanat, Galeri Apel, Pi Artworks, Outlet, Non ve Rodeo ‘Tophane Art Walk’ girişiminin sonucunda 14 Mart Pazar günü boyunca açık olacak. // 14 Mart 2010 // 12.00-18.00 // http://tophaneartwalk.com/
‘Kopyalama, özgünlük ve çoğaltma’ gibi kavramlarla ilgilenen Serkan Özkaya’nın en beğendiğim işlerinden biri gazeteleri elle çizerek yeniden ürettiği ve bu hazır nesneyi bir sanat yapıtına dönüştürdüğü çalışmadır.
Outlet Bağımsız Sanat Mekanı, açılışının birinci yılı vesilesiyle 2009 Eylül ayında 2008/2009 Almanak’ı yayınladı. Mekanın yaratıcısı Azra Tüzünoğlu ile Almanak’ta öne çıkan meseleler üzerine konuştuk.
Güneş Terkol, Neler Oluyor? 2010. Ankesörlü bir telefonda konuşan, yüzü tam olarak görülmeyen bu adamın bana ilk hatırlattığı, Alfred Hitchcock’un filmlerindeki gergin telefon sahneleri. Sinematik, heyecanın doruk noktada olduğu bir anın, Terkol’un kullandığı görsel araçlar (kumaş üzerine dikiş) ve renkler ile tersine çevrilip kişiselleştirildiğini düşünüyorum. Sanki Terkol tehditkar, kuşku uyandırıcı bu durumu alıyor, filtreden geçirerek [...]
Katılımcı sanat pratiklerine dair yeni kategoriler üretmeye yeltendiğimiz bugünlerde, New York merkezli 16 Beaver grubu farklı bir duruşu temsil etmekte: Kurucusu iki sanatçı olsa da, 16 Beaver kendini bir sanatçı kolektifi olarak tanımlamayı reddediyor.
Demokratik işbirliği piyasada birbiriyle yarışan, tekniklerini koruma endişesiyle başka bir sanatçıyla aynı atölyeyi paylaşamayan bugünün sanatçıları için mümkün mü? Karkhana, gelenek ve gurbet halleriyle yüzleşirken bir yandan da bu sorunun cevabını arıyor.
A Book of Signatures-İmzalardan Oluşan Bir Kitap’ ile Shuruq Harb, Muhammed isimli kişilerin imzalarını topladı. İmzaların toplanması, var olan bir sosyal ağa işaret etti; sanatçının temasa geçtiği ‘Muhammed’ler onu başka ‘Muhammed’lerle tanıştırdı.
Sanatın ekonomiyle iç içe geçtiği günümüz sisteminde sanat tarihi nasıl oluşuyor? Güncel sanat üretimindeki değerler sistemi karmaşık bir bileşkeye benziyor; bu, ne sanatçının yaratıcılığı, ne sanat eserinin kendisi ne de sadece ekonomik faktörlere bağlı.
Contemporary İstanbul’un Türk sanat piyasasını hareketlendirme ve dünyaya kazandırma çabası şüphesiz ki kayda değer bir gelişme. Peki bu çabaya ne gibi anlamlar yüklüyoruz?
Yaşar Kemal’in bir taşra trajedisi olarak 1944’te kaleme aldığı “Pis Hikaye” adlı romanından yarım asır sonra, başka pis hikayelerimize kafa yoran bir eylem sergi daha çıktı İstanbul’dan.
Son Yorumlar