KATILIN // SÖYLEŞİ // İSTANBUL // Pera Müzesi’nde açılan Picasso-Suite Vollard Gravürler sergisi kapsamında gerçekleşen söyleşiler Ali Artun ile devam ediyor. “Modernizm, Erotizm ve Picasso” başlıklı söyleşi sanatın cinselliği özgürleştirmesi üzerinden Picasso eserlerini tartışacak. // 27 Şubat 2010 // Saat: 14.30// Pera Müzesi Oditoryum // http://www.peramuzesi.org.tr/
Sanatçı Josiah McElheny, Eylül başında New York’ta açılan sergisi “Kromatik Modernizm için Öneriler” ile modernist mimari ve tasarımı ve bu akımların ideolojik mirasını irdelemeye devam ediyor.
Klasik balenin tarihte, yeniyi aramadaki ilk kıpırdanmalarına baktığımız zaman, önce maskelerden ve hareket etmeyi zorlaştıran kostümlerden yana reforma uğradığını görürüz. Daha sonra da ikinci bir reform olarak sadece saray erkanını eğlendirme görevinden Paris Bale Akademisi’nin kurulmasıyla da akademikleşme sürecine geçişi yaşanır. Ancak akademikleşerek belirli kalıplara bürünmüş olan bale sanatı 20. yy.a değin değişimlere pek de açık olmayan bir süreçle karşı karşıya kalmıştır.
Laocoon’un kullanılması Greenberg’ün bu yazısının Gotthold Lessing’in Laocoon: An Essay upon the Limits of Poetry and Painting (1766) ve Irving Babbitt’in The New Laokoon: An Essay on the Confusion of the Arts (1910) adlı denemelerin devamı olduğuna işaret ediyor ki bu da estetik konusunda uzun zamandır tartışılan bir konuyla ilgili düşüncelerini belirttiğine inandığını gösteriyor.
Amsterdam’da çalışmasına rağmen kendini Güney Afrikalı bir sanatçı olarak tanımlayan Marlene Dumas’ın bugüne kadar düzenlenmiş en büyük ABD sergisi, Los Angeles Güncel Sanat Müzesi’nden sonra MoMA’da (New York) ‘Measuring Your Own Grave’ adı altında sergileniyor.
SERGİ // NEW YORK: Genç İskoç sanatçı Lucy McKenzie, MoMa’nın proje mekanını, yüzyılın başına ait bir ‘salon’ yaratarak yeniden tanımlıyor. Bu ‘salon’da kendi resimleri ve ilüstrasyonlarını sergileyen McKenzie, değişik görsel araçların aynı mekanda sergilenmesinin yarattığı gerilimi kullanarak, bütün işlerini bağlayan temaların altını çiziyor. Modernist stilleri taklit eden McKenzie, bu tanıdık şekle kendi yorumlarını ekleyerek betimlemenin [...]
Kandinsky için sanatın görevi ‘iç gereksinimler’ ile dış dünyanın arasındaki uzlaşmayı sağlamaktır. İçeriğini, ‘resmin şekil ve renklerinin etkisi altındayken izleyicinin hisleri ve yaşadıkları’ olarak tanımlar.
Bir “modern” sanat müzesi, ziyaretçilerine sanatta modernizm akımının 20. ve 21. yüzyıllar icerisinde çeşitli kültürler ve toplumlar çerçevesindeki oluşumunun, ilerleyişinin ve gelişiminin görsel tarihini ya da, başka bir deyişle, hikayesini sergilemeyi amaclayan bir kurum olarak tanımlanabilir. Ama günümüzde bu tanıma sadık kalan ve modernizme böylesi ideal bir pencereden bakarak topluma yansıtan herhangi bir müze ya da sergi alanıyla karşılaşmak hiç de kolay değil. Hem sanat ve modernizm hakkında değişik seviyelerde bilgi birikimine sahip olan ziyaretçilere akımın açik ve anlaşılabilir bir tanıtımını yapmak, hem modernizmi kendi anladıkları şekilde topluma anlatmak, hem de kurumlarını finanse eden kuruluş ve kişilerin isteklerine sadık kalmakla yükümlü olan müze küratörleri, bu bağlamda koleksiyonlarında bulunan eserlerin müzelerinde ne şekilde sergileneceği konusunda bir takım kararlar almak durumundalar. Ziyaretçiler olarak biz de, bu kararların etkisiyle düzenlenmiş bir modernizm hikayesinin izleyicileri olmak durumundayız.
Danto’nun Brancusi üzerine yazdığı denemesinin başlangıcı, çoğu yazarın kullandığı basit bir anekdotla konuyu tanıştırma tekniğinden çok farklı bir nitelikte. Danto’nun ilk kelimeleri, ‘Tanımlayıcı bir modernist sanat anısı …’ asıl amacını gözler önüne serer ki bu amaç, modernist bir sanatçıdan bahsetmenin ötesinde modernist sanatın kendisini tanımlamak ve açıklamaktır.
Son Yorumlar